İçeriğe geç

Kimliksiz insan ne denir ?

Hirs ailesi merhaba! Bu içeriğimizde “Kimliksiz insan ne denir” konusunu tüm detaylarıyla inceliyoruz.

Kayseri’de Bir Gün: Kimliksiz İnsan Ne Denir? Sorusunun İçime İşlediği An

O sabah Kayseri’de hava biraz sertti. Bildiğin o içe işleyen soğuk var ya, sadece montla değil insanın iç dünyasını da yoklayan türden… İşe gitmek için evden çıktığımda içimde garip bir ağırlık vardı. Sanki adımlarım yere değil de kendi düşüncelerime batıyordu.

Cebimde küçük bir defter taşıyorum. Günlük yazıyorum uzun zamandır. Kimseye göstermediğim, kimsenin bilmediği bir defter. O sabah ilk sayfaya sadece şunu yazmıştım: “Bugün kendimi biraz eksik hissediyorum.”

O cümlenin nedenini bilmiyordum. Ama gün ilerledikçe anlayacaktım.

Sabah Metro Durağında Başlayan Boşluk

Durakta beklerken insanlar yanımdan geçip gidiyordu. Herkesin bir yönü vardı. Aceleleri, hedefleri, yüz ifadeleri… Ben ise sanki aynı yerde kalmışım gibi hissediyordum.

Yanımda iki kişi konuşuyordu. İş değiştirmenin zorluğundan, şehirden taşınma planlarından bahsediyorlardı. Onları dinlerken aklımdan tek bir şey geçti:

“Ben ne yapıyorum?”

O an içimde bir cümle daha yükseldi ama yüksek sesle söyleyemedim:

Kimliksiz insan ne denir?

Bu soru, durakta bekleyen kalabalığın içinde yankılandı ama kimse duymadı. Aslında kimse duyması gerekmiyordu. Çünkü en çok benim duymam gerekiyordu.

Ofiste Gün İçinde Büyüyen Sessizlik

Çalıştığım yerde günler genelde birbirine benzer. Bilgisayar ekranı, e-postalar, kısa toplantılar… Ama o gün farklıydı.

Kendimi sürekli başkalarının cümlelerine uyum sağlarken yakaladım. Sanki kendi düşüncelerim yokmuş gibi, sadece başkalarının söylediklerini tekrar eden biriyim gibi.

Öğle arasında kantinde otururken bir arkadaşım bana döndü:

“Sen çok sessizsin bugün.”

Gülümsedim ama içimden geçen bambaşkaydı:

“Ben sessiz değilim, sadece kendimi duyamıyorum.”

Tam o sırada yine aynı soru geldi aklıma:

Kimliksiz insan ne denir?

Bunu düşündükçe içimde garip bir boşluk büyüyordu. Sanki ismim var ama anlamım eksik gibi.

Akşamüstü Kayseri Sokaklarında Yürürken

İş çıkışı yürümeye karar verdim. Eve direkt gitmek istemedim. Kayseri’nin o geniş caddelerinde yürürken rüzgar yüzüme vuruyordu.

Bir pastanenin önünden geçtim. İçeride insanlar gülüyordu. Masalarda kahkahalar vardı. Ben dışarıdan bakıyordum sadece.

O an kendime şunu sordum:

“Ben neden bu sahnenin dışında hissediyorum?”

İşte o his… tarif etmesi zor. Hayal kırıklığı mı, yoksa sadece yorgunluk mu bilmiyorum.

Ama en çok şunu hissettim: tanımsızlık.

Ve o tanımsızlık tekrar aynı soruya götürdü beni:

Kimliksiz insan ne denir?

Bu soru artık bir merak değil, bir iç sıkışması olmuştu.

Geçmişe Açılan Küçük Bir Kapı

Eve dönerken eski okuluma doğru bir sokağın yanından geçtim. Ortaokul yıllarım aklıma geldi.

O zamanlar daha netti her şey. Kim olduğum, ne olmak istediğim… Daha az soru, daha çok hayal vardı.

Bir an durdum.

“Ne oldu da bu kadar dağıldım?” dedim içimden.

Belki büyümek böyle bir şeydi. Belki de kimlik dediğimiz şey zamanla kırılan ama yeniden toplanan bir şeydi.

Ama yine de içimdeki boşluk geçmedi.

Gece: Günlüğümle Yüzleşme Anı

Gece olunca defterimi açtım. Sayfalar doluydu ama ben yine aynı yere döndüm.

Bugün yaşadıklarımı yazmaya başladım. Ama kelimeler bile yetersiz kalıyordu.

Bir satır yazdım:

“Bazen kendimi tanımlayamıyorum.”

Sonra kalemi bıraktım.

O an içimdeki soru daha da netleşti:

Kimliksiz insan ne denir?

Bu soruyu yazıya dökünce daha ağır hissettim. Çünkü kelimeler artık sadece bir soru değil, bir aynaya dönüşmüştü.

Kendime bakıyordum ama net bir görüntü yoktu.

İç Sesimle Uzun Bir Konuşma

Kendi kendime konuştum o gece. Sessizce, odanın içinde.

“Belki de kimlik dediğin şey sabit değildir,” dedim.

Ama içimdeki diğer ses hemen karşılık verdi:

“Peki ya hiçbir yere ait hissetmiyorsan?”

İşte asıl kırılma noktası buydu.

Ait olmamak… İnsanı en çok yoran şeylerden biri.

O an fark ettim ki, kimliksizlik dediğim şey aslında yokluk değilmiş. Sadece geçici bir kaybolma haliymiş.

Ama yine de o sorunun ağırlığı gitmedi:

Kimliksiz insan ne denir?

Bir Arkadaş Mesajı ve Küçük Bir Uyanış

Telefonum titredi. Eski bir arkadaşım yazmıştı:

“Uzun zamandır görüşmedik, iyi misin?”

Bir süre ekrana baktım.

“İyiyim” yazmak kolaydı. Ama doğru değildi.

Sonra farklı bir şey yazdım:

“Biraz kaybolmuş gibiyim ama geçiyor sanırım.”

O an fark ettim ki insan bazen sadece bir cümleyle bile kendini biraz daha var edebiliyor.

Kayseri Gecesinde Düşüncelerin Sakinleşmesi

Pencereyi açtım. Kayseri gecesi sessizdi. Uzaktan geçen birkaç araba sesi dışında her şey durgundu.

İçimdeki fırtına da yavaş yavaş sakinleşmeye başladı.

Kendime şunu söyledim:

“Kimlik, bazen kaybolduğunu sandığın yerde bile vardır.”

Belki de mesele kimliksiz olmak değil, kimliğini ararken kaybolmayı kabul etmekti.

Ve o an ilk kez soru biraz hafifledi:

Kimliksiz insan ne denir?

Cevap tam olarak gelmedi ama sorunun kendisi bile artık eskisi kadar ağır değildi.

Son Düşünce: Eksiklik Değil, Arayış

O gece defterimi kapatırken şunu hissettim: Ben eksik değilim.

Sadece arayıştayım.

İnsan bazen kendini tanıyamaz. Bazen ait hissedemez. Bazen adını bile tam koyamaz.

Ama bu, yokluk değil.

Belki de kimlik dediğimiz şey, sürekli yeniden yazılan bir hikâye.

Ve ben o hikâyenin tam ortasında, Kayseri’nin sessiz bir gecesinde, kendimi yeniden duymaya başlıyorum.

“Kimliksiz insan ne denir” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Hirs olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://madamenna.com https://dure.com.tr https://dike.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!